Folikül gelişimi, regl dönemi başlamadan çok önce başlar. Doğumda, her yumurtalıkta yaklaşık 1–2 milyon dinlenme hâlindeki (primordiyal) folikül bulunur ve bu foliküllerin her birinin olgunlaşmamış bir yumurta hücresi (oosit) içerir. Bu foliküller, embriyonun gelişimi sırasında primordiyal germ hücrelerinin bölünerek çoğalmasıyla ortaya çıkar. Ancak doğuma kadar geçen dönemde, atrezia adı verilen programlı hücre ölümü yoluyla bu rezervin %80–90’ı elenir; böylece ergenlik öncesi döneme gelindiğinde geriye yaklaşık 300 000–400 000 folikül kalır.
Ergenlikle birlikte beyin-rahim iletisim aksı aktive olur ve hipotalamus tarafından düzenli olarak salınan GnRH hormonu, hipofiz bezini FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH (luteinleştirici hormon) salgılaması için uyarır. Bu hormonlar, preantral fazda henüz kritik olmamakla birlikte foliküllerin büyüme yeteneğini destekler. Her adet döngüsünde bu dinlenme hâlindeki foliküllerden yaklaşık 1 000 tanesi “uyandırılır” ve folikül aktif hâle getirilir. Bununla birlikte, bu aşamadaki foliküllerin %98’den fazlası tekrar atrezia ile yok olur ve yalnızca 10–20 folikül antral faza geçebilir.
Antral foliküller, ortasında sıvı dolu küçük bir odacık (antrum) oluşturmaya başlar. Bu sıvı, folikülün besin ve hormon dengesini sağlayan bir ortamdır. Antrum oluşumu, FSH ve LH hormonlarının reseptörlerinin granüloza ve teka hücreleri yüzeyine eksprese edilmesiyle mümkün hale gelir. FSH etkisi altında granüloza hücreleri hızla çoğalır ve aromataz enzimi yardımıyla testosteron ve androstenedion gibi prekürsör steroidleri östrojen hormonuna dönüştürür. Bu östrojen, folikül duvarının esnekliğini artırarak büyümesini sağlar.
Bu dönemde foliküller, günlük olarak 1–2 mm boyutunda büyür; döngünün orta evresinde 4–8 mm’ye, ovulasyona yakın dönemde ise 15–20 mm çapa ulaşırlar. Hangi folikülün baskın olacağını, en yüksek FSH reseptörü yoğunluğu ve en güçlü östrojen üretimi belirler. Baskın folikül seçildikten sonra, diğer antral foliküller hormon eksikliğine bağlı olarak atrezia yoluyla kaybolur.
Baskın folikül, yeterli büyüklüğe (genellikle 18–24 mm) eriştiğinde hipofizde ani bir LH dalgalanması tetiklenir. Bu LH pikinin etkisiyle folikül duvarında metalloproteinaz ve diğer enzimlerin üretimi artar, duvar zayıflar ve yaklaşık 36 saat içinde folikül çatlayarak içindeki olgun sekonder oosit serbest kalır. Bu olay, doğal yolla hamile kalma potansiyelinin zirve noktasıdır.
Folikül gelişimi boyunca ortaya çıkan her 1 000 folikülden yalnızca bir veya birkaç yüzü ovulasyona kadar ilerler; geri kalanı atrezia ile elimine edilir. Doğumdan menopoza kadar pek çok folikül kaybedilir ve bu, bir kadının yaşam boyu üreme kapasitesini sınırlar. Yumurtalıkta 1000’den az yumurta kaldiginda, menopoz baslamis olur.
IVF tedavisinde, bu doğal rekabet ve seçilim mekanizması kontrollü hormon protokolleriyle değiştirilir. Adet döngüsünün 2.–3. gününde başlayan günlük FSH enjeksiyonları (150–300 IU), preantral folikülleri erken evrede uyararak atrezia oranını düşürür ve 8–12 gün boyunca devam eden tedavi sonunda 8–15 veya daha fazla folikül antral faza ulaşır. Bu foliküller, transvajinal ultrason ve kan testi ile izlenir.
Tedavinin ortasında GnRH antagonist uygulanarak veya GnRH-agonist protokolü ile doğal LH dalgalanması bastırılır. Lider foliküller hedef boyuta (16–20 mm) ve östradiol aralığına geldiğinde hCG veya GnRH-agonist “tetikleme” iğnesi yapılır. 34–36 saat sonra, ultrason eşliğinde gerçekleştirilen folikül aspirasyonuyla toplanan her folikülden bir oosit elde edilir.
Bu yöntemle, doğal döngüde yalnızca bir oositin serbest bırakıldığı yerde, IVF’de aynı anda birçok oosit toplanarak gebe kalma şansı önemli ölçüde artırılır. Ayrıca fazla kaliteli oositler veya embriyolar vitrifiye edilerek ileride kullanılmak üzere saklanabilir. Böylece tedavi planlaması daha esnek hale gelir ve başarı şansı yükselir.
Hepsini gör >