TESE Nedir ve Nasıl Değerlendirilir?

Testiküler sperm ekstraksiyonu (TESE), ejakülatta sperm bulunmayan çiftlerde intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) ile gebelik şansını mümkün kılan temel bir işlemdir. TESE örneklerinin doğru bir şekilde açıklanması ve değerlendirilmesi, hem laboratuvar iş akışını hem de klinik karar almayı kolaylaştırır. “Johnsen skoru” gibi histopatolojik derecelendirme de sperm elde etme olasılığına dayalı tahmin gücünü artırır (PMID: 40449147).

Cerrahi Alım ve Laboratuvar İşleme

Testiküler sperm ekstraksiyonu (TESE), non-obstrüktif azoospermi (NOA) tanısı konan hastalarda, ejakülatta sperm bulunamaması durumunda ilk kez 1995 yılında uygulanmış ve elde edilen spermatozoa başarıyla ICSI ile kullanılmıştır (PMID: 33805395). Bu döneme kadar cerrahi sperm elde etme girişimleri daha çok epididimal gibi sınırlı başarılara sahipti; 1995’ten itibaren TESE-ICSI, deneysel olmaktan çıkarak “rutin” bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Alternatif olarak mikroskop altında hedefe yönelik örnek alma imkânı sunan mikrocerrahi TESE (mikro-TESE) tekniği ise  ilk olarak 1998’de önerildi ve 2000’lerin başından itibaren, NOA hastalarında artan sperm elde etme oranları nedeniyle mikro-TESE, birçok merkezde altın standart olarak kabul edilmiştir.

Geleneksel açık TESE’de, skrotum kesisiyle rastgele alınan testis biyopsileri üzerinden sperm aranır. Basit ekipman gerektirmesi ve cerrahinin daha kısa sürmesi gibi avantajlara karşın, “koruyucu damar haritası” yapılmaması nedeniyle subkapsüler arterlerden rastgele girilen kesiler, testiküler devaskülarizasyona, doku kaybına ve geçici ya da kalıcı testosteron düşüşüne yol açabilir; ayrıca spermatogenezin düzensiz dağılımı nedeniyle sperm bulma oranı %30–50 civarındadır (PMID: 27176005). Mikro-TESE’de ise cerrahi mikroskop altında, daha olgun spermatogenez içeren tübüller seçilerek alınır. Bu yaklaşım, konvansiyonel TESE’ye kıyasla sperm elde etme oranını artırır ve çevre dokunun korunmasını sağlar; ancak genel anestezi ihtiyacı, uzun operasyon süresi, daha yüksek maliyet ve deneyimli mikrosurgeona gereksinim gibi dezavantajları vardır.

Cerrahi olarak elde edilen testis dokusu, spermatozoon bütünlüğünü korumak için 30–37 °C arasında bir sıcaklıkta kontrollü bir şekilde laboratuvara taşınır. Laboratuvarda doku önce kültür solüsyonunda incecik kıyılarak mekanik olarak parçalanır veya kolajenaz IV içeren enzim ile yapışkan matriksi çözülerek sperm hücrelerinin serbest kalması amaçlanır. Ardından süspansiyon santrifüjlenerek büyük doku artıkları uzaklaştırılır ve sperm içeren hücre peleti elde edilir. Bu pelet, mikroskop altında sperm konsantrasyonu, hareketliliği ve canlılığı açısından değe rlendirilip ICSI’ye hazırlanır.

TESE örneklerinde sperm sayısının genel olarak çok düşük olması nedeniyle, geleneksel konsantrasyon hesapları yerine mikroskop altındaki her alan görüntüsünde gözlenen sperm sayısı “0, 1–3, 4–6, >6” gibi aralıklarla kaydedilir. Bu süreçte, her bir sperm hücresinin hareketliliği (progresif, non-progresif, hareketsiz) ve morfolojik özellikleri de rapora dâhil edilebilir. Örnekte hiç motil sperm bulunmadığında ise canlılığı belirlemek için iki başlıca yöntem kullanılır:

  • Hipo-Osmotik Şişme Testi (HOS-Test; PMID: 6546053): Sperm hücreleri hipotonik bir solüsyonda inkübe edilir; canlı hücre membranlarının akışkanlığı sayesinde kuyruk uçlarında şişme ve kıvrılma gözlenir. Bu reaksiyon, membran bütünlüğünün göstergesidir ve hareketlilikten bağımsız canlı spermleri seçmeye olanak tanır.
  • Lazer Destekli İmmotil Sperm Seçimi (LAISS; PMID: 15541052): Kuyruk ucuna yönlendirilen kısa lazer darbesi, yalnızca canlı spermlerde küçük bir kıvrılma oluşturur; bu sayede hareketli olmayan ancak canlı spermatozoa güvenle ayırt edilip ICSI için kullanılabilir.

Her iki teknik de düşük sayıda sperm içeren TESE örneklerinde bile canlı hücrelerin hedeflenmesine ve fertilizasyon oranlarının artırılmasına katkı sağlar.

Histoloji Sonuçları (Johnsen Skoru)

Johnsen skoru, seminifer tübüllerdeki spermatogenez aktivitesini 1–10 arasında derecelendirir; yüksek puan, daha tam spermatogenez ve daha yüksek sperm elde etme olasılığı demektir (PMID: 5527187):

Johnsen Skoru Histoloji Spermatogenez Durumu Beklenen TESE Verimi
10 Tam spermatogenez Normal Bol sperm
8–9 Azalmış geç spermatidler Hafif–orta hipospermatogenez İyi verim
6–7 Spermatosit aşamasında duraklama Olgunlaşma arresti Değişken verim; 
4–5 Yalnızca spermatogonyum Ağır arrest Düşük verim
1–3 Sertoli hücreleri veya fibroz Tam başarısızlık Çok nadiren sperm

İdiopatik NOA’lı mikro-TESE uygulanan hastalarda, daha yüksek Johnsen skorlarının başarılı sperm elde etme ile anlamlı korelasyon gösterdiği, ancak skorun tek başına tahmin gücünün sınırlı kaldığı ortaya konmuştur (PMID: 40449147). Sonuçlara göre ayırt edici gücü ancak mütevazı düzeyde kalmıştır. Bu nedenle, Johnsen skorunun tek parametreli modellerdeki kısıtlı performansı, skoru serum FSH, testis volümü ve hasta yaşı gibi klinik parametrelerle birleştiren multivaryant nomogramların gerekliliğini vurgulamaktadır.

Doğru TESE değerlendirmesi, hem histoloji aşamasında hem de laboratuvar aşamasında başarılı bir sonucun temelini oluşturur.

Tüp Bebek Yolculuğunda Aklınıza Takılan Her Şey