“Çocuk sahibi olabilmek için ne kadar yumurtaya ihtiyacım var?” sorusu, tüp bebek tedavisi düşünen her çiftin aklındaki sorulardan biridir.

Bu soruyu yanıtlayabilmek için öncelikle yumurtaların ne için toplandığını bilmemiz gerekiyor: Yumurtalar farklı oosit toplama seanslarında fertilite koruma kapsamında mı toplanıyor yoksa tüp bebek tedavisi sırasında tek seferdeki yumurta toplama seansında mı toplanıyor?

Fertilite koruma kapsamında toplanan yumurtalar için kural basittir: Yumurta sayısı arttıkça gebelik şansı da doğal olarak yükselir. Ancak belli bir sayının ötesinde yumurta sayısındaki artışın getirdiği yarar azalır ve maliyet ile cerrahi riskler ön plana çıkar. Bu konuyu doktorunuzla ortak karar verebilirsiniz.

Tüp bebek tedavisi sırasında yumurta toplama seansında ise durum biraz daha farklı ve karmaşık ama sabit bir sayı istenirse 15 – 20 oosit, güzel ve dengeli bir sonuç getirme olasılığı en yüksek olandır. Yaklaşık 400.000 döngüyü kapsayan geniş capli bir çalışmada, toplanan oosit sayısı arttıkça canlı doğum oranlarının (LBR) da yükseldiğini ancak ortalama 15 MII oosit civarında zirveye ulaşıldıktan sonra 15 – 20 arasında platoya çıktığını ve 20’yi aştığında azalmanın başladığını göstermişlerdir (PMID:21558332). 15 oosit, yeterli embriyo elde etme avantajını sağlarken aşırı stimülasyonun potansiyel zararlarını da dengeler.

Benzer bir çalışmada ise 170.000 donör dışı döngü incelenmiş ve şu sekilde canlı doğum oranları bulunmuştur (PMID:36592998):

Oosit Sayısı Canlı Doğum Oranı
1- 517,2 %
6 – 1532,4 %
16 – 2535,3 %
> 2518,7 %

Bu veriler, düşük yanıt veren (≤ 5 oosit) gruptan orta yanıt veren (6 – 15 oosit) gruba geçişin canlı doğum şansını neredeyse iki kat artırdığını; ancak 15 – 20’nin ötesine geçmenin ek yarar sağlamadığını ve hatta başarıyı düşürebileceğini ortaya koymaktadır.

Oosit sayısının embriyo kalitesiyle de güçlü bir ilişkisi vardır. Normal yanıt veren 210 taze IVF/ICSI döngüsü üzerinde yapılan çalışmada, MII oosit sayısı ile 3. günde elde edilen “A” kalite embriyo sayısı arasında güçlü bir korelasyon bulunmuştur (PMID:32689758). Yani en az 9 MII oosit, bir “A” kalite embriyo elde etme şansını yaklaşık % 86’ya çıkarır.

Bu sayılar yaşla birlikte de artmaktadır. 15.000’den fazla blastosistte yapılan analize göre; 23 yaş ve altındaki genç kadınlarda bile %40’ın üzerinde anöploid embriyo oranı gözlenirken, bu oran 26 – 30 yaş arasında en düşük (%35) seviyeye iner; 30 yaşın üstünde hızla tırmanarak 40 yaşında %70’i, 44 yaşında ise %80’i aşmaktadır (PMID:24355045). Bu da gerekli oosit sayisini önemli ölçüde artirmaktadır. Tüp bebek tedavisinde hedeflenen oosit sayısı, hem gebelik şansını maksimize etmek hem de aşırı stimülasyon risklerini en aza indirmek için kritik öneme sahiptir.

Sonuç olarak canlı doğum oranlarının 15 MII oosit civarında en yüksek seviyeye ulaştığını ve 15 – 20 aralığında plato yaptıktan sonra azaldığını göstermektedir. Düşük yanıt verenlerden orta yanıt verenlere (6 – 15 oosit) geçiş neredeyse iki kat canlı doğum avantajı sunarken, 15 oosit ideal dengeyi sağlar. Ayrıca en az 9 MII oosit, “A” kalite embriyo elde etme olasılığını %86’ya yükseltir. Yaş faktörü de embriyo kalitesini etkileyerek, ilerleyen yaşlarda anöploid oranını belirgin şekilde artırır. Bu veriler, hem fertilite koruma hem de IVF/ICSI planlamasında optimal yumurta sayısının belirlenmesine rehberlik eder